İÇ MEKAN TASARIMI HAKKINDA ÖNEMLİ İPUÇLARI

İç mekan tasarımı oldukça komplike olan, mekanda kullanılacak her ögenin ve elemanın etkisinin doğru bir şekilde öngörülmesi gereken detaylı bir tasarım çalışmasıdır. Bu sebeple bazı iç mekan tasarım parametreleri ve ipuçları, sizlere doğru bir yol haritası oluşturmak konusunda destek olacaktır.


İç Mekan Tasarımında Biçim ve İşlev İlişkisini Kurmak

Louis Sullivan tarafından söylenmiş ve modern mimarlığın bir prensibi olmuş olan “Biçim, işlevi izler” sözü, modern mimarinin etkilenmiş olduğu, zamanın ilerisinde dahi sorular sorduran ve bu konu üzerine birçok mimar ve mimarlık düşünürünün manifesto ve düşünceleriyle biz tasarımcıları düşünmek ve sorgulamaya iten cümlelerden birisidir.


Mekan tasarlanırken kendi içerisinde tutarlı olan kararların sonucunda, başlangıçta zihninizde bulunan üretkenlik kaygısı ortadan kayboluyorsa; yeterli ve etkili bir tasarım yetisine sahip olduğunuz söylenebilir. Birçok parametrenin karşımıza çıktığı bu çok katmanlı sürecin içerisinde “Nasıl?” sorusuna verilecek cevaplar, projedeki form ve fonksiyon ilişkisine dair ipuçlarını da ortaya koyacaktır.

Peki bu iki kavramın arasında bulunan ilişki iç mekan tasarımı için ne kadar büyük öneme sahiptir? Öncelikle, form ve fonksiyon arasında kurulacak ilişkinin iç mekan tasarımı çalışmaları çerçevesinde sahip olduğu önemden bahsedelim. Hemen ardındansa iç mekan tasarımı ve iç mimarlık çalışmalarına dair daha somut tasarım parametrelerinden söz edelim.


İÇ MEKAN TASARIMI


İç Mekan Tasarımında Biçim Daima İşlevi Takip Etmeli Mi?

20. yüzyılda mimarlık, tasarım ve sanat alanlarında çeşitli akımlar yaratan Bauhaus Ekolünün temel bir prensibi olan “form fonksiyonu izler” yaklaşımı, 1896’da Lois Sullivan tarafından ileriye atılmış bir kavram olsa da, bu yaklaşım yapıların ve mekanların nitelikleri sergilemesinin önemli olduğunu öne süren Vitrivius’a kadar uzanır. Vitrivius’a göre mimari yapılar “dayanıklı, işlevsel ve estetik” olmalıdır. İç mekan tasarımı yaparken de işlevselliği basit bir biçimde tanımladığımız bir fayda kaynağından daha çok, estetik duruşuyla da önemli bir etkiye ve değere sahip bir kavram olarak görürüz. O sebeple, form ile işlev arasında katı ilişkiler kurmaya çalışmanın temel öncelik haline getirilmediği, insanın duygularına hitap eden, doğaya saygı duyup yer yer ondan ilham alan, bulunduğu coğrafyanın farkında olan bir iç mekan tasarımı yapmanın asıl kaygıyı oluştuması gerektiği unutulmamalıdır.


İç Mekan Tasarımı Yaparken Neden İkilemde Kalıyoruz?

İç mekan tasarımı çalışmalarının tarzı ve çizgisi önümüze geldiğinde, birçok tasarımcı kendisini bir ikilemin içinde bulabiliyor: Biçim ve işlev arasında bir ikilem... Bu durumun en önemli nedeni, biçim ve işlev ilişkisini kurarken net bir tutum sergileyerek iki kavramdan birisini seçmek zorundalığı hissetmesidir. Mekanın güzel ve estetik görünmesi mi yoksa bütün eşya ve materyallerin yeterli ölçüde depolanabildiği alana sahip olmak mı daha kıymetli? Bu tür ikilemler tam da sözünü ettiğimiz form ve işlev arasındaki ilişkiyle ilgilidir. Bu tür yaklaşımlar belirlenirken, tasarım sürecini kesintiye uğratmadan sürdürebilmek için ele alınacak tutum “denge” olmalıdır. Biçim ile işlem arasında kurulacak iyi bir denge, iç mekan tasarımı için fikirler geliştirebilmenin en önemli ilham kaynağı olacaktır.


İç Mekan Tasarımı Yapılırken Dengenin Kurulması

Tasarlayacağınız mekanda zihninizdeki fikir, aslında temel tasarım öğretisinde aktarılan ışık, oran, hareket, perspektif, form, ritim gibi parametrelerin doğru konfigüre edilmesi ile tamamlanmış olur. İç mekan tasarımı için biçim ve form arasında kuracağınız dengeyi de bu şekilde sağlayabilirsiniz. Bu parametrelerden birkaçından bahsedelim.


Işık:

Genellikle göz ardı edilmesine karşın, ışık, iç mekan tasarımı için oldukça önemli bir etkendir. Yeterince önem verilmemesinin nedeni, mekan için ışığın yeterlilik ve etki düzeyinin nitelikli bir biçimde tespit edilemeyip ön görülememesidir. Örneğin, mekana yerleşimi açısından oldukça soruna sebep olacak kadar küçük bir odaya koyacağınız büyük bir koltuğun iç mekan tasarımı için yaratacağı zorluk oldukça açıktır. Işıksa bu bağlamda daha titiz ve detaycı bir tasarımcı isteyebilir. Gerektiğinden fazla aydınlatma armatürünün bulunduğu bir mekan, sadece ışık etkisiyle klinik havasına bürünebilir. Diğer taraftan iç mekan tasarımınız için kullandığınız ışığın kalitesini de önemsemeli, dikkate almalısınız. Dinlenme mekanınızdaki ışık nispeten yumuşak bir ışıkken, bu ışık mutfağınızda yeteri kadar kullanışlı olmayacaktır. Mekanlarınızın sıkıcı ve kasvetli bir etkide olup olmaması hali de genellikle aydınlatma seçimlerinizle ilişkili bir durumdur ve doğrudan insan duygusuna etki eden bir faktör olarak iç mekan tasarımı için önemli bir parametredir.


Mekan:

Kullanıcılar yaşam alanlarında yer elde etme ve açma fikirlerini uygularlarken, işlev odaklı düşünmektedirler. İç mekanı genişletme, evin dekorasyon ve tarzına dair de büyük bir etkiye sahip olabilmektedir. En basit haliyle tanımladığımızda, küçük bir alanda hareket ettiğimiz mekanda sıkışık ve dağılmış bir görünüm varken; daha geniş alana sahip bir mekan daha naif ve bakımlı algılanacaktır. Öte yandan, dekorasyon çalışmalarındaki depolama alanları sorunları hareketli raflar gibi yapısal alternatif yöntemlerle çözülebilir. Ayrıca yeri gelmişken belirtmek gerek; mekanın geniş olması sadece boyutlarıyla ilişkili değildir. Mekanın geniş olması efektif ve farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek nitelikte değişip dönüşebilir olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Öyle ki geniş mekanlar ile amaçladığımız şeylerden birisi farklı ve çeşitli kullanım ihtiyaçlarımızı sağlayabilememizdir. O halde bir mekanın dönüşübelir ve farklı ihtiyaçlara çözüm üretebilir biçimde olması da aslında tam olarak genişlik beklentisine karşılık gelebilmektedir. Niceliksel genişlikten tek beklenti kullanım alanı değildir, bir diğer beklenti ise elbette ferahlıktır. Bu beklentinizi ise mekanın tasarımında kullanılacak materyal ve mobilyaların renkleriyle kontrol edebilirsiniz. Geniş ve ferah hissettirmesini istediğiniz bir mekan için açık renkler tercih edebilirsiniz.


Sıcaklık:

İç mekan tasarımı çalışmaları yapılırken mekanın sıcak olmasını sağlamak birçok kullanıcı ve tasarımcı açısından önemlidir. Bunun yanında, bu sıcaklığı sağlamak ve korumak için yapılması gereken uygulamaların iç mekan tasarımı için geliştirilen tarz ve dekorasyon önerilerinin önüne geçmemesi gerektiği de tasarımcılar tarafından önemsenir. Isı korunumuna yönelik çeşitli yapısal uygulamalar iç mekan etkisini bozabilecekken, mekanda önerilecek bir şömine hem işlevsel hem de estetik olarak katkı sağlayabilecektir. Bir yandan da aile fertleri için bir buluşma mekanı niteliğinde olacak bu öge sosyal olarak da yaşama katkı sunan bir unsur olacaktır. Dediğimiz gibi, hangi prensiple tasarlanırsa tasarlansın iç mekan tasarımı çalışmalarında en önemli tutum, tasarımların insana dair yapılmasıdır.


Bu örneklemeler çerçevesinde anlaşıldığı üzere, form ve işlevin dengelenmesi yaratıcı düşünceyle çoğu zaman mümkün kılınabiliyor. İç mekan tasarımı çalışmalarınızı hiçbir katı tutum içerisinde kalmaksızın, yaşam biçiminiz, ekonomik bağlamınız, alışkanlıklarınız, kültürünüz gibi çeşitli parametrelerin çerçevesinde iyi bir dengeyle kurmalısınız. İyi bir iç mekan tasarımı bu parametrelerin kendi içerisindeki tutarlılığıyla ilişkilidir.


Bu yazının devamı niteliğinde olacak “ tasarımda renk seçiminin temel prensipleri” yazımızda görüşmek üzere.

12 görüntüleme